5 Mayıs 2014 Pazartesi

Vizyondakiler 3

İnanılmaz Örümcek-Adam 2


Hem duygusal, hem eğlenceli bir süper kahraman filmi
Sam Raimi tarafından yönetilen ilk serinin yeri bende daima ayrıdır. Amma velakin iki yıl önce karşımıza çıkan baştan aşağı yenilenmiş Örümcek Adam'ı da çoğu eleştirmenin aksine gayet başarılı bulmuştum. Marc Webb'in yönetmenlik koltuğunda oturduğu film, hikayeyi tamamen başa sararak farklı bir Örümcek Adam yaratmıştı; karakterleri daha sempatik ve bilim kurgu unsurlarından beslenen hikayesi daha tutarlıydı. Diğer taraftan birkaç eksisi de vardı haliyle, kariyerinde hiç aksiyon filmi çekmemiş bir yönetmenin elinden çıktığı için aksiyon sahneleri pek tatmin edici değildi, dağınık olay örgüsü de filmin en göze çarpan açığıydı. Merakla beklenen ikinci filmde neyse ki bu eksiler biraz daha geri planda kalıyor ama yine de hikayenin işleyişinde bir sorun var. Marc Webb, bir sürü olayı iki buçuk saatte toplamaya çalışırken ara sıra tökezliyor. Film, bir yandan Peter ile Gwen'in çalkantılı aşkını anlatmaya devam ederken diğer yandan Peter'ın babası hakkındaki gerçekleri öğrenme çabaları sürüyor, Gwen'in babasına verdiği söz sürekli onu huzursuz ediyor ve tabii ki tek düşman kesmiyor, üç koldan birden saldırıyorlar Örümcek Adam'a.
Açılışta Örümcek Adam'ı yine bir suçlunun peşinden koştururken görüyoruz. Kostümü değişmiş, dövüş yeteneği gelişmiş ve çizgi romanda anlatılan formüle daha çok uyan bir Örümcek Adam ile karşılaşıyoruz. İlk filmin gerçekçi yapısından biraz uzaklaşsa da çok daha dinamik bir film olduğunun sinyallerini henüz ilk dakikalarda alıyoruz. Ardından Gwen ile Peter'ın mezuniyetine gidiyoruz, ilişkileri Peter'ın Gwen'in babasına verdiği söz yüzünden biraz karmaşık. Peter için Gwen ile birlikte olmaktan daha güzel bir şey yoktur fakat Gwen onunla olduğu müddetçe güvende değildir. Öte yandan, hayatını kurtardığı için Örümcek Adam'a büyük bir hayranlık duyan Oscorp çalışanı Max Dillon korkunç bir kaza geçirdikten sonra tüm şehri tehdit eden bir düşmana dönüşür. Çocukluk arkadaşı Harry Osborn da babası ölünce şirketin başına geçmek üzere New York'a gelir. Yalnız Harry'nin ölümcül bir hastalığı vardır ve tek ilacının Örümcek Adam'ın kanı olduğunu sanmaktadır. Peter, bir yandan güçlü düşmanlarıyla savaşırken bir yandan da çok sevdiği Gwen'i koruyabilecek midir?

Marc Webb, Sam Raimi'nin aksine kahramanın daha çok sosyal yaşantısına odaklanıyor. Dramatik yönü oldukça kuvvetli bir süper kahraman filmi İnanılmaz Örümcek Adam 2 ve hoş bir romantik komedi havası da taşıyor. Andrew Garfield ile Emma Stone'un harikulade uyumu bu kez daha yoğun bir şekilde karşımıza çıkıyor. Aslında aksiyon ile dramın iyi harmanlandığını söyleyebiliriz ancak duygusal sahneler biraz daha ağır bastığı için hikayedeki kimi ayrıntılar boş geçilmiş. Mesela Örümcek Adam hayranı Max Dillon'ın Electro'ya dönüştükten sonra birdenbire Örümcek Adam'a düşman kesilmesinin ve nefret beslemesinin nedenine bir türlü anlam veremiyorsunuz. Karakterin tasarımı da maalesef hiç orijinal değil. Çizgi romandaki Electro'yla hiçbir alakası olmadığı gibi Watchmen'den tanıdığımız Dr. Manhattan'a fazlaca andırıyor. Filmin ana düşmanı anlayacağınız üzere oldukça vasat. Lakin, Green Goblin (ki onun da kötülüğü seçme nedeni meçhul) ve finalde ortaya çıkan Rhino (abartılı bir gösterişe sahip olsa da) durumu kurtarıyor.

Romantik sahnelerin yanı sıra aksiyon sahnelerinde de bol miktarda yer alan komedi unsurları filmin en önemli artılarından biri. Çizgi romanlarındaki espritüelliği ilk kez bir filmde bu kadar doyurucu bir halde hissedebiliyoruz. Tabii bunda yazılan diyalogların yanında oyuncunun da payı var; Tobey Maguire'ın aksine Andrew Garfield iki seferdir çok daha içten bir performans ortaya koyuyor, Örümcek Adam ruhunu kanımca daha iyi yansıtıyor. Yalnız filmin en başarılı performansı Garfield'a mı ait derseniz, bence ona gelmeden önce asıl Dane DeHaan şaşırtıcı derecede iyi bir oyunculuk sergiliyor. Ayrıca güzel aktris Emma Stone da bir kez daha büyülemeyi başarıyor. Jamie Foxx kendinden bekleneni tam olarak karışlayamıyorken kadronun geri kalanı gayet iyi bir iş çıkarıyor. Paul Giamatti kısa sürelerde sahne almasına rağmen devam filminde adından bahsettirecek gibi görünüyor.

Yazan:
Büşra NAYIR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder