Yerli Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Vizyondakiler 4





Bensiz


Ahmet Küçükkayalı’yı ilk olarak çok ses getiren Gecenin Kanatları filminde tanımıştık. Mahsun Kırmızıgül ile birlikte filmin etkileyici senaryosunu yazmıştı. Şimdi Bensiz filmi ile kariyerini bir adım daha ileri götürüyor ve bu kez karşımıza yönetmen olarak da çıkıyor.

Bensiz filmi Ahmet Küçükkayalı’nın ilk filmi diyebiliriz. Hem senaryosunu yazdığı, hem yönetmenliğini yaptığı hem de yapımcısı olduğu filmin başrollerinde ise Metin Akdülger ve Öykü Çelik’e yer vermiş.

Bensiz filminin hikayesi son zamanlarda çok satan Senden Önce Ben kitabının konusuna benziyor ve derin bir dram sunuyor.

Necip gelecek vadeden iyi bir futbolcudur. Takımındaki performansı sayesinde bir üst lige çıkmaları kaçınılmazdır ve bunun için sona tek bir maç kalmıştır. Necip hayallerini gerçekleştirmek için maça çıkar fakat bu onun son maçı olacaktır. Necip sakatlanır ve maçı yarıda bırakmak zorunda kalır. Fakat hepsi bununla da kalmaz. Necip felç olur ve bedenini artık kullanamaz hale gelir. Hastaneden çıkıp evine geldiğinde artık onu çok farklı bir hayat beklemektedir. Var olduğu ortamda aslında yokları oynamaktadır ve buna dayanması çok güçtür.

Bensiz filminin hikayesi gerçekten çok hüzünlü. Göz yaşlarınızı tutmakta zorlanabilirsiniz.

Bensiz Yönetmeni

Ahmet Küçükkayalı

Bensiz Oyuncuları

Metin Akdülger, Öykü Çelik, Burçin Abdullah, Nurhan Yılma, Turgay Tanülkü, Nurseli İdiz

Bensiz Senaristi




Yazan:
Vedat Efe GÜMÜŞ

Vizyondakiler 2

Karınca Kapanı





Fırat Tanış’ın, Cem Uzunlar’ın aynı adlı tiyatro eserinden uyarladığı Karınca Kapanı’nın başrollerini yine Fırat Tanış ve Cem Uzunlar paylaşıyor. Bir de buna Tanış’ın ilk yönetmenlik deneyimi eklenince ortaya oldukça ilginç bir film çıkmış. Zaten bir tiyatro uyarlaması olmasının da etkisiyle az sayıda mekanda geçen diyalog ağırlıklı bir film olduğunu göz önüne aldığımızda farklı bir şeylerle karşılaşacağımız fark etmek çok da zor olmuyor.
Zengin bir iş adamının karısı bir trafik kazası geçirmiştir ve aylar sonra yeniden evine dönmüştür. Fakat kadında bariz bir şekilde eşine karşı kayıtsızlık vardır. Eşinin, ona olan sevgisine rağmen koruyucu olma konusunda gittikçe paranoyak birine dönüşerek baskı kurmaya başlaması kadını bir çözüm yolu bulmaya iter ve bu vesileyle Galip adında sıra dışı bir adamla tanışır. Filmin bundan sonrası kocası ile Galip karakteri arasında geçer ki zaten film tamamen bu ikilinin karşılıklı durumu üzerine kurulu. Öyle ki ilk yirmi dakikalık bölümün ardından bir daha diğer oyuncuları göremiyoruz bile.
Bir tiyatro uyarlaması yapmanın zorluklarına karşı yönetmenin tatmin edici seviyede mücadele ettiğini söylemek mümkün fakat filmin ilk yirmi dakikasındaki sıkıcılık hikayenin gidişatı doğrultusunda, seyircide uyanması gereken merakı karşılamaktan uzak bir performans sergiliyor. Özellikle gerilim müzikleriyle tekinsiz bir atmosfer oluşturarak bir tür sistemsel distopya portresi çizilmeye çalışılmış. Tiyatro metninin orijinal teması göz önüne alındığında mantıklı bir seçim olmasına rağmen pratikte pekte başarılı olunamamış gibi. Filmi basitçe ilk yirmi dakikası ve kalan kısmı diye ikiye ayırdığımızda birbirinden çok kopuk bir yapı ortaya çıkıyor. Çünkü ilk yirmi dakikalık bölümün dışında kalan kısım zaten birkaç mekandan ve tamamen diyaloğa odaklanılmış bir temelden oluşuyor, ki bu da bariz bir şekilde Karınca Kapanı’nın tiyatrodan uyarlanan bölümü. Yani Tanış ilk yirmi dakikayı bir anlamda tiyatro metninin orijinaline giriş için bir hazırlık olarak düşünmüş ama bu genel resimde beklenildiği kadar iyi durmamış.
Sinemasal anlamda belli standartların yakalandığını söylemek mümkün ve kesinlikle en büyük artı oyunculuklar. Tanış ve Uzunlar tam anlamıyla nefes kesen bir performans sergilemişler. Teatral diyalogları karşılık atışma boyutuna vardırırcasına öylesine güzel canlandırıyorlar ki normalde on beş dakikayı bulan tek mekan tek açı çekimleri gözünüzü kırpmadan izliyorsunuz. Bu açıdan sinemayla tiyatronun çok başarılı bir birleşiminin ortaya çıkarıldığını söylemek yanlış olmaz.
Yazımız boyunca bahsettiğimiz diyaloglara gelecek olursak, bazı vurucu noktalarda inandırıcılığı idealist devrimci söylemlere kurban etmesi dışında oldukça başarılıydı. Özellikle farklı sosyokültürel tabakaların emek sermaye temsilinde benlik çatışması olarak incelendiği bir sistem eleştirisi odağında ilerliyor diyaloglar. Bu sırada Türkiye’deki yakın siyasi ve toplumsal gelişmelere olan göndermeler de var ama burada önemli olan nokta hiç kuşkusuz hikayenin bu göndermeler üzerine kurulmamış olması. Evrensel bir söylem içinde emek sermaye ilişkisinin yıkıcılığının bir portresi çiziliyor ve seyirciye “Sizce de bu biraz tanıdık gelmedi mi?” deniyor. Bu açıdan yönetmenin hikayedeki distopik sistem eleştirisini günümüz Türkiye çerçevesinde bir imge olarak kullanarak alt metninde tam anlamıyla provokatif bir film çıkarıyor ki bu kesinlikle Karınca Kapanı ’nın en büyük başarısı. Tıpkı eski Sovyet ülkelerindeki yönetmenlerin yönetim eleştirilerini alt metne gömerek sansürden kurtulma yaratıcılığını göstermeleri gibi. Sadece bu yaklaşım bile aslında filmin provokatifliğinin bir kanıtı.
Tanış ortaya düşündürücü ve çarpıcı bir film çıkarmaya çalışmış ve birçok konuda bunu başarmış ama elbette görmezden gelinemeyecek aksaklıklar da yok değil. Tüm bunlara rağmen son dönemlerdeki en başarılı Türk filmlerinden biri olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.




Yazan:
Canan ÇAMLIBEL